“İşkenceydi bazen,bazen çok güzeldi”

Sonra biri giriyor hayatına.
Hiç ummadığın bir anda hiç ummadığın kadar fazla oluyor içinde.
O kadar tanıdık o kadar fazla sen oluyor ki anlayamıyorsun nasıl hissettiğini.
Çok garip çok tanıdık ama bir o kadar da farklı buluyorsun kendini.
O kadar insan giriyor hayatına o kadar insan gidiyor.
Ama öyle biri geliyor ki , tamam diyorsun işte ben seni beklemişim her an her saniye.
Hayatın sadece standart şeyler arasında gidip gelirken bir anda tüm hayatın onun uyanışını sabırsızlıkla beklemek onunla uyumak gülüşünü kokusunu sarılmasını düşünmek oluyor.
Birden bire sadece o oluyorsun.
Sanki ondan öncesi yokmuş ve ondan sonrası hep O ‘ymuş gibi hissediyorsun.
Ellerini istiyorsun en çok.
Sarılmasını kokusunu.
Ve diyorsun ki senin herşeyin olabilirim.
Gecenin bir yarısı susadığında hiç itiraz etmeden su getirebilirim.
Ya da acıktığında o saatte bile karnını şevkatle doyurabilirim.
Ateşi olduğunda düşürmek için kıyafetlerle o soğuk suyun altına seninle girebilirim.
Ufak tefek şeylerle çok büyük mutluluklar verebilirim.
Üşüdüğünde ellerini cebime sokup seninle üşüyebilirim.
Hep bunları geçiriyorsun kafandan.
Daha önce şarjını bile doldurmadığın telefonu elinde sabırsızlıkla tutup ondan mesaj beklerken bulursun kendini.
Bir anda herşeyin olur o.
Karnındaki kelebekler,yüzündeki şapşal gülümseme,uyurken sarıldığın yastık,attığın adım,o parmak uçlarından yüzüne doğru giden karıncalı heyecan hissi.Herşeyin olur ..
İşte bazen biri gelir ve hiçkimsenin dokunamadığı yerlere dokunur içinde.
İşte bazen biri gelir ve sana ;
Sarılmanın ,güvenmenin, huzurun nasıl hissettirdiğini anlatır.
İşte bazen biri gelir senin yapmak istediğin herşey,gitmek istediğin heryer olur.
Biri gelir nefesin olur..
Bilirsin işte..
Onsuz yapamazsın…
Soruyorlar “Neyin var?” diye. “Biraz canım sıkkın, önemli bir şey değil” den fazlası çıkmıyor ağzımdan.
Oysa annemle kavga ettiğimde, hiç yoktan hıçkıra hıçkıra ağlamamın sebebi sensin. Sokakta yaralı bir hayvan gördüğümde kahrolmamın sebebi. En yakın arkadaşımdan gelen “Seni çok seviyorum, her zaman benimle ol” mesajını okurken dudaklarımın titremesinin sebebi. Tanımadığım insanların ölüm haberlerini aldığımda kollarımın uyuşmasının sebebi. Kardeşime sarıldığımda içimi kaplayan kırgınlığın, babamı bu denli özlüyor oluşumun sebebi. Aslında canımdan çok sevdiğim insanlara fazla alışmamaya çalışmamın sebebi. Aptal dizilerin, aptal aşk sahnelerinde burkulmalarımın sebebi. Para biriktirmemin sebebi sensin. Yeni yemekler öğrenmeye çalışmamın, hayatımı düzene sokmak için uğraşmamın, saçımı uzatmamın, sigarayı azaltmamın, banyo yapmamın, dişlerimi fırçalamamın, her sabah uyanıyor olmamın sebebi sensin. Umudumu kesmiyor oluşumun sebebi. Azalttığım sigarayı arka arkaya yakmamın sebebi. Kızgınlığımın sebebi sensin, içimdeki şefkatin, nefretin, aklımdaki soruların, kalbimdeki boşluğun, ağzımdaki küfrün, elimdeki şişenin, gözümdeki dalgınlığın, bütün ‘olsun’larımın sebebi sensin.
Soruyorlar “Neyin var?” diye. “Biraz canım sıkkın ya, önemli bir şey değil” deyip gülmeye devam etmekten fazlası gelmiyor elimden.
“Zaten o kadar çok şey de yaşamadık, yol yakınken kendi hayatlarımıza dönelim” diyen birine aşığım mı diyeyim?